Canan Beykal

Avatar Projesi-MSN Portreleri

Bu proje, kendini sanal adla ve anlamadığım bir teknolojik aygıt resmiyle sunan yeğenim İklim’in arkadaşıyla karşılaştığımda aklıma geldi. Sonra gördüm ki hepsinin kendi adlarından başka sanal adları, sanal kimlikleri, sanal yaşları vardı; kimi televizyonun popüler bir dizisindeki maço kahramanın adını ya da milliyetçi slogan eklediği Che fotoğrafıyla, kimi ünlü bir pop yıldızının dekolte resmiyle, kimi motosiklet, yarış arabası, oyun- cak ayı, yapma çiçek, çizgi film kahramanı ya da Sherman ve Judkins’in “Glimpses of Heaven, Visions of Hell” kitabında söyledikleri gibi “istakoz sepeti,kitap dayanağı,davul tokmağı ya da Satürn”olarak sunuyorlardı. Hindu felsefesi, “Neyi seversen Tanrı odur; bütün canlılar vücut değiştiren birer Tanrı olabilirler” diyor. Tanrılar yeryüzüne inerken çeşitli avatarlara bürünüyorlar. Bugün tanrısal gökyüzü sanal gerçekliğin sunulduğu ortamdır ve bu ortama gireceklere Tanrı olma fantazisini sunmaktadır. Projem bu grup tarafından kabul gördü ve “dışsal gerçeklikten yalıtılmış, mutlak kudret deneyimlerini yaşayacakları bir alan olan” cisimsiz/bedensiz, hatta kimliğin de iptal edildiği, öznenin nesneye ikamesiyle ve sanal adların güvenli, koruyucu plasentasına hapsolmuş yeni bir mekansız, mesafesiz bir boyutta yeni kimlikler oluşturdular.